Çölyak

Birçok Çölyak hastası insan zorunlu olarak glutensiz beslenme yapar. Bugün için resmi istatistiklere göre sadece Amerika’da 3 milyon Çölyak hastası vardır. Bu hastalık bir otoimmün hastalık (tip-1 diyabet ve romatoid artrit gibi) olup, gluten’in aktif maddesi olan gliadin tarafından tetiklenmektedir (alerjik bir reaksiyon değildir yani besin alerjisi ile bir ilgisi yoktur. Laktoz intoleransı gibi de değildir). Bir protein olan Gluten, buğday, arpa, çavdar, yulaf  ve diğer hububatlarda bulunur. Bu protein hamura plastik gibi esneme özelliği verir ve ekmeği çiğnenebilir yapıya getirir.

Çölyak hastası olan biri glutenli bir şey yediği zaman, vücudu proteine karşı aşırı reaksiyon gösterir ve ince bağırsağın duodenum kısmında bulunan parmak şeklinde ki lümene doğru olan ve villus adı verilen uzantılara zarar verir. Bu zarar iltihaplanma ve düzleşme şeklinde kendini gösterir (villus atrofi). Bu villuslar zarar gördüğünde, besinlerin parçalanması sonucu oluşan temel besin yapı taşları (glukoz, amino asitler, vb) emilim yüzeyinin ortadan kalkmasından dolayı duodenumdan emilemezler. Sonuçta, şayet durumun tespiti yapılamazsa,  eksik beslenme neticesinde nörolojik hastalıklardan kansere kadar sorunların oluşmasına sebebiyet verebilir.

            
Sağlıklı Villus                                                                  Hasarlı Villus

Çölyak hastalığı her yaştan erkek ve kadını etkileyebilir. Bu hastalığın gelişmesi için genetik yatkınlığın olması gereklidir. Şüphelenilen en yakın genler ise HLA DQ2 ve HLA DQ8 genleridir. Hastaların çoğunda bu genlerin biri ya da ikiside mevcuttur. Nüfusun %30’u bu genlerden birini ya da ikisini de taşırken 30 kişiden sadece 1’i bu hastalığa yakalanmaktadır.

Çevresel faktörler bebeklikte, çocuklukta ya da yaşamın sonra ki aşamalarında çölyak hastalığını tetiklemede önemli rol oynamaktadır.

Nasıl olur? Bir sandviç ısırdığınızda ya da bir kase mısır gevreği yediğinizde bu besinler midenize gelir ve  burada protein sindirimi için gastrik asit (gerçekte HCL) salınır. Serbest kalan ve bağırsağa geçen gluten burada ki hücreler tarafından yabancı bir madde olarak algılanır ve immün sistem uyarılarak, vücudun savunma sistemi kendi bağırsak sistemine karşı saldırıya geçer.  İnce bağırsakta emilimin gerçekleştiği yer olan duodenum kısmında besinlerin emilimini sağlayan ve lumene doğru uzanan parmak şeklindeki yapılar olan villuslar, bu immün saldırıdan etkilenen yapılardır. Sindirilen besinlerin (glükoz, amino asit, yağ asitleri) emiliminin yani kana ulaştırılmasının mümkün olamadığı durumda da vücut ihtiyacı olan besin maddelerini temin etmede zorluk yaşayacaktır. Vücudumuz için gerekli mineral ve vitaminlerin emilimi de bozulacaktır. En basitinden hücrelerimiz enerji ihtiyacı için gerekli temel yapıtaşlarını (glükoz) alamayacaktır. Beslenme eksikliği de osteoporosis, fertilite, anemi, gecikmiş püberte, kilo kaybı gibi birçok probleminde habercisi olacaktır.

Tedavisi var mıdır?  Çölyak hastalığı olan kişiler yaşamları boyunca glutene duyarlı olarak yaşarlar. Maalesef tıbben bir tedavisi şimdilik mevcut değildir. Bazı çalışmalar mideden bağırsaklara geçmeden önce gluteni parçalayacak ve etkisizleştirecek enzimler üzerinde durmaktadır. Bu durum henüz hayata geçirilmiş değildir. Ancak, ciddi bir glutensiz beslenme programı ile yaşamlarını bu hastalıkla birlikte sorunsuz sürdürebilirler.

DİĞER TARAFTAN, “doğal besinlerden” alınan her türlü maddenin metabolizmamız tarafından rahat bir şekilde tüketilmesini sağlayacak bir yaşam biçimini oluşturmak mümkündür. Bu tarz bir yaşamda, öncelik bozulan biyolojik bütünlüğü tekrar yapılandırmaktır…

Glutene Alerjim Var mı, Çölyak mıyım?

Glutensiz Diyetler – Tehlikeli mi?

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir