Migren

Migren nedir?

Migren çok geniş semptomları olan kompleks bir durumdur. Birçok insan için en temel özelliği can sıkıcı, yoğun baş ağrısıdır. Diğer semptomlar ise dengesiz görüş, ışığa olan hassasiyet, ses ve kokular, hasta hissetmek ve kusma. Migren krizleri çok korkutucu olabilir ve sizi saatlerce yatağa uzanmaya mahkum edebilir.

Semptomlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve kişi farklı ataklarda değişik semptomlara da sahip olabilir. Krizler uzunluk ve sıklık açısından farklı olabilir. Krizler 4 saat gibi kısa olabilirken 72 saat gibi uzunda sürebilir. Birçok insanda krizler arasında semptomlar görülmeyebilir. Migren iş yaşamınızda, aile hayatınızda ve sosyal çevrenizde çok büyük etkiler yapabilir.

Tedavisi?

Migrenin kompleks doğasından ötürü tedavisi kişiden kişiye farklılık göstermektedir ancak şimdilik tıbben bir çare bulunmamaktadır.

Sebep?

Migrene sebep olacak bilinen bir şey yoktur. Migren olduğunuzu düşündüğünüz durumlarda, bunu tetikleyecek durumlar söz konusudur. Bunlar stres, gıda eksikliği, alkol, kadınlarda hormonal değişimler, az uyku ve çevredir. Migren baş ağrıları tam bir gizemdir. Araştırmacılar bazı nedenler üzerinde durmaktadırlar ancak kesin bir açıklaması henüz yoktur. Bazı teoriler şunlardır;

  • Merkezi sinir sistemi bozukluğu tetiklendiğinde bir migren atağını başlatabilir
  • Beynin kan damarı sistemindeki düzensizlikler veya vasküler sistem migrenlere neden olabilir
  • Genetik yatkınlık migrenlere neden olabilir
  • Beyin kimyasallarının ve sinir yollarının anormallikleri migren hadiselerine neden olabilir
  • Migrene sebep olabileceği düşünülen kimyasallar dopamin ve serotonin nörotransmitterleridir (sinir ileticileri). Bu kimyasalların çok değişik etkileri olmakla beraber beyindeki kan damarlarına etkileri migreni tetikleyebilir.

Migreni ne tetikler?

Ne yazık ki, bilim insanları bir nedeni henüz tespit etmemiştir. Migrenlerden kaçınmanın en iyi yolu, başlangıçta migreni başlatan şeyden kaçınmaktır. Migren tetikleyici her insana özgüdür ve bir kişinin birkaç migren tetikleyicisine sahip olması nadir bir şey değildir. En sık görülen migren tetikleyicileri;

  • Besin; Tuzlu gıdalar ya da peynir ve salam gibi eskimiş gıdalar, migren baş ağrısına neden olabilir. Aşırı işlenmiş gıdalar da migren tetikleyebilir
  • Öğün atlamak; Migren hikayesi olan insanlar, bir doktor gözetiminde yapılmadıkça öğün atlamamalıdır.
  • İçecekler; Alkol ve kafein bu tür baş ağrılarına sebep olabilir. Kan damarları migren deyiminden önce genişler. Kafein, kan akışını kısıtlayabilen vazokonstriktif (damar büzücü) özellikleri içerir. Bu, kafeinin alınmasının migrenden kaynaklanan ağrıyı azaltabileceği anlamına gelir. DİĞER TARAFTAN, çeşitli sebeplerden dolayı migren tedavisinde kafeine güvenmemelisiniz, bu migrenleri daha da kötüleştirebilir. Aynı zamanda kafeine bağımlı olabilirsiniz; bu, aynı sonuçları elde etmek için daha fazlasına ihtiyacınız olacağı anlamına gelir. Aşırı derecede kafein düzeyini artırmak, vücudunuza başka yollarla zarar vererek titreme, sinirlilik ve uyku bozukluklarına neden olabilir. Kafein kullanımı bozukluğu yakın zamanda bazı insanlar için önemli bir sorun olarak tespit edildi. Bu, migreni hissettiğinizde bir fincan kahve veya çayın olmaması gerektiği anlamına gelmez. Kafein baş ağrısına neden olmaz, ancak kafein geri tepmesi olarak bilinen şeyleri tetikleyebilir. Bu durum çok fazla kafein tükettikten sonra ve arkasından kafeinin ortadan kalkması ile yaşanır. Yan etkiler ciddi olabilir, bazen tipik bir baş ağrısı veya migrene göre daha kötüdür. İnsanların tahminen yüzde 2’si bunu deneyimliyor. Birbirini tetikleyen baş ağrılarına sebep olabilecek bir kafein miktarı tespit edilmiş değildir. Her kişi kafeine farklı tepki verir. Bu durumda biri günde bir fincan kahve içebilir ve çok iyi olurken, diğer bir başkası hafta da bir kahve ile ciddi bağ ağrılarına sahip olabilir.
  • Koruyucu ve tatlandırıcılar; Aspartam gibi bazı yapay tatlandırıcılar migreni tetikleyebilir. Popüler koruyucu olan monosodyum glutamat (MSG) de olabilir. Bunlardan kaçınmak için etiketleri mutlaka okuyun
  • Duyu uyarımı; Alışılmadık derecede parlak ışıklar, yüksek sesler veya güçlü kokular migren baş ağrısı oluşturabilir; El feneri, parlak güneş, parfüm, boya ve sigara dumanı, hepsi ortak tetikleyicilerdir
  • Hormonal değişimler; Hormon kaymaları (salınımlarında ki ritmik zamansal değişimler) kadınlar için yaygın bir migren tetikleyicidir. Birçok kadın, döneminden önce veya hatta döneminde migren baş ağrısı geliştiğini bildirmektedir. Bazıları, gebelik veya menopoz sırasında hormona bağlı migreni bildirir. Çünkü östrojen seviyeleri bu süre içinde değişir ve bir migren atağı tetikleyebilir
  • Hormon ilaçları; Doğum kontrol ve hormon kapsül tedavileri gibi ilaçlar migren tetikleyebilir veya kötüleştirebilir. Ancak, bazı durumlarda, bu ilaçlar aslında bir kadının migren baş ağrısı azaltabilir. Özellikle doğum kontrol hapının son döneminde (estrojen seviyesinin bitmek üzere olduğu zaman) migren başlayabilir.
  • Diğer ilaçlar; Nitrogliserin gibi vazodilatörler (damar genişleticiler), migreni tetikleyebilir
  • Stres; Sürekli zihinsel stres migrenlere neden olabilir. Ev hayatı ve çalışma hayatı en yaygın stres kaynaklarından ikisidir ve etkili bir şekilde kontrol edemiyorsanız zihninize ve bedeninize zarar verebilir
  • Fiziksel stres; Aşırı egzersiz ve bazen cinsel aktivite migren baş ağrısı tetikleyebilir
  • Uyku döngüsü değişiklikleri; Düzenli ve rutin uyku almıyorsanız, daha fazla migren yaşayabilirsiniz. Hafta sonları hafta içinde ki kayıp uykularınızı telafi etmek için uğraşmayın. Çok fazla uyku daha az baş ağrısına sebep olacak diye bir şey yoktur.
  • Hava değişimleri; Doğa Ana’nın dışarıda yaptığı şey, içeride nasıl hissettiğinizi etkileyebilir. Hava değişiklikleri ve barometrik basıncın kayması migreni tetikleyebilir.

Migrenle ilgili bazı bilgiler

  • Migren dünyada ki 3. en yaygın hastalıktır
  • Nüfusun neredeyse %12’si migren hastalığından müzdariptir
  • Migren 25 ve 55 yaşları arasında en yaygın durumdadır
  • Her 10 saniye de bir, bir kişi aşırı baş ağrısı nedeniyle acil servise gitmektedir
  • Birçok kişi ayda bir ya da iki kriz geçirirken, 4 milyondan fazla insan ayda 15 migren krizi geçirebilmektedir
  • Migren sırasında %90 kadar kişi çalışamayacak ya da normal fonksiyonlarını yerine getiremeyecek duruma gelmektedir
  • Migren tamamen nörolojik semptomların bir toplamıdır
  • Migrene bağlı olarak aşırı ilaç kullanımı episodik migreni kronik migrene dönüştürür
  • Depresyon, endişe, uyku düzensizlikleri kronik migrene sahip kişilerde görülen durumlardır
  • Kronik migrene sahip kişilerin %85’i kadındır
  • Ergenlik öncesi, erkekler kızlardan daha fazla migrenden etkilenirken gelişim esnasında migren oranı kızlarda hızlı bir şekilde artar
  • Neredeyse kadınların ¼’ü yaşamlarında migreni tecrübe edeceklerdir
  • En ağır ve en sık krizler estrojen seviyesinde ki dalgalanmalar esnasında olmaktadır.
  • Migren krizleri nedeniyle her yıl beyin taramaları nedeniyle sağlık harcamalarında ciddi artışlar olmaktadır
  • Gerçekte migren problemi olan kişilerin neredeyse yarısı migren olduğunu bilmeden yaşamaktadır

Akut tedavi için kullanılan Migren ilaçları

Ağrıkesiciler: Bazı reçetesiz ağrı kesiciler migren için sıklıkla kullanılır, ancak çoğu reçete ile yazılmaktadır. Ağrıları hafifleten bir analjezik asetaminofen dışında bu ilaçlar, ağrıyı hafifleten ve iltihaplanmayı azaltan nonsteroid (steroid olmayan) antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ‘dir:

  • asetaminoplen (Excedrin, Tylenol)
  • aspirin
  • diklofenak (Cataflam)
  • ibuprofen(Advil, Motrin)
  • ketorolak(Toradol)
  • naproksen (Aleve)

Özellikle migren veya baş ağrısı için pazarlanan birçok tezgah üstü ilaçlar, genel olarak, yukarıdaki ilaçlardan bir veya daha fazlasını, hafif migren baş ağrısı için daha hızlı ve etkili bir şekilde çalışmasını sağlayabilecek az miktarda kafein ile birleştirilir.

Uzun süreli NSAID kullanımının olası yan etkileri şunları içerir:

  • kalp krizi
  • inme
  • böbrek hasarı
  • mide ülserleri

Ergotaminler: Ergotaminler migren için özel olarak kullanılan birinci sınıf ilaçlardır. Beyninizin etrafındaki kan damarlarının kasılmasına ve birkaç dakika içinde bir migreni rahatlatmasına neden olurlar. Ergotaminler haplar, dilde çözünen tabletler, burun spreyleri, fitiller ve enjeksiyonlar olarak bulunur. Genelde baş ağrısı semptomlarının ilk belirtisinde alınırlar ve baş ağrısı devam ederse bazıları her 30 dakikada bir ek dozda alma seçeneği vardır. Bazı ergotaminler şunlardır:

  • dihidroergotamin (DHE-45, Migranal)
  • ergotamin (Ergomar)
  • ergotamin ve kafein (Cafatine, Cafergot, Cafetrate, Ercaf, Migergot, Wigraine)
  • metisergid (Sansert)
  • metilergonovin (Methergine)

Ergotaminlerin tehlikeli yan etkileri olabilir. Doğum kusurlarına ve kalp problemlerine neden olabilirler ve yüksek dozlarda toksiktirler. Hamileyseniz veya emziriyorsanız veya kalp rahatsızlığınız varsa, ergotaminleri almamanız gerekir. Ergotaminler, antifungal ve antibiyotik ilaçlar da dahil olmak üzere diğer ilaçlarla olumsuz etkileşime girebilir.

Triptanlar: Triptanlar, beyindeki serotonin düzeylerini arttıran, iltihaplanmayı azaltarak ve kan damarlarını daraltarak etkili bir şekilde migren sonlandıran yeni bir ilaç sınıfıdır. Triptanlar hap, burun spreyleri, enjeksiyonlar ve dil altında eriyen tabletler olarak bulunur ve migreni durdurmak için hızlı bir şekilde çalışırlar. Bazı triptanlar:

  • almotriptan (Axert)
  • eletriptan (Relpax)
  • frovatriptan (Frova)
  • naratriptan (Amerge)
  • rizatriptan (Maxalt, Maxalt-MLT)
  • sumatriptan (Imitrex)
  • sumatriptan ve naproksen (Treximet)
  • zolmitriptan (Zomig)

Triptanlar’ın olası yan etkileri aşağıdakileri içerir:

  • Parmaklarda karıncalanma veya uyuşma
  • Uyuşukluk
  • Baş dönmesi
  • Mide bulantısı
  • Göğüs veya boğazdaki sıkışma veya rahatsızlık

Kalp problemi olanlar veya inme riski altında olanlar triptanlardan kaçınmalıdır. Triptanlar, serotonin’i arttıran diğer ilaçlarla örneğin antidepresanlar, birlikte alındıkları takdirde, potansiyel olarak ölümcül serotonin sendromuna neden olabilir.

Antineusea İlaçları: Bu ilaçlar şiddetli migrene eşlik edebilen mide bulantısı ve kusmayı azaltır. Ağrıyı azaltmadıklarından genellikle bir ağrı kesici ile birlikte alınırlar.

  • dimenhydrinat (Gravol)
  • metoklopramin (Reglan)
  • proklorperazin (Compazine)
  • promethazin (Phenergan)
  • trimethobenzamid (Tigan)

Bu ilaçlar sizi uyuşuk, daha az uyanık veya sersem hale getirebilir ve olası diğer yan etkilere neden olabilir.

Opioidler: Migren ağrısı diğer ağrı kesicilere cevap vermezse ve ergotamin veya triptan kullanamazsanız, doktorunuz daha güçlü ağrı kesici olan opioidleri yazabilir. Birçok migren ilacı opioidlerin ve ağrı kesicilerinin bir kombinasyondur. Bazı opioidler:

  • kodein
  • meperidin (Demerol)
  • morfin
  • oxykodon (OxyContin)

Opioidler ciddi bir bağımlılık riski taşırlar, bu nedenle genellikle dikkatli bir şekilde ve nadiren reçetelenirler.

Önleyici tedavi için kullanılan Migren ilaçları

Migreni sık sık yaşıyorsanız, doktorunuz migren sıklığını ve şiddetini azaltmak için koruyucu bir ilaç reçetesi verebilir. Bu ilaçlar düzenli olarak, günlük, alınır ve tek başına veya diğer ilaçlarla kombinasyon halinde reçete edilebilir. Bunların etkili olabilmesi birkaç hafta veya ay sürebilir. Bu ilaçlar yaygın olarak diğer koşullar için kullanılır ve migren için de etkilidir.

Beta-blokerler: Yüksek tansiyon için sıklıkla yazılan beta blokerler stres hormonlarının kalbinize ve kan damarlarındaki etkilerini azaltır ve migren sıklığını ve yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir.

  • Atenolol (Tenormin)
  • meroprolol (Toprol XL)
  • nadolol (Corgard)
  • propranolol (Inderal)
  • timolol (Blocadren)

Beta blokerlerin yan etkileri şunları içerir:

  • yorgunluk
  • mide bulantısı
  • ayakta iken baş dönmesi
  • depresyon
  • uykusuzluk

Kalsiyum kanalı blokerleri: Kalsiyum kanal blokerleri, kan damarlarının daralmasını ve genişlemesini kontrol eden, migren ağrısında rol oynayan kan basıncı ilaçlarıdır.

  • diltiazem (Cardizem, Cartia XT, Dilacor, Tiazac)
  • nimodipin (Nimotop)
  • verapamil (Calan, Covera, Isoptin, Verelan)

Kalsiyum kanal blokerlerinin yan etkileri şunları içerir:

  • düşük kan basıncı
  • kilo artışı
  • baş dönmesi
  • kabızlık

Antidepresanlar: Antidepresanlar serotonin de dahil olmak üzere çeşitli beyin kimyasallarının seviyelerini etkiler. Serotoninin artması iltihaplanmayı azaltabilir ve kan damarlarını daraltabilir, böylece migreni hafifletmeye yardımcı olur. Migren tedavisinde kullanılan bazı antidepresanlar:

  • amitriptylin (Elavil, Endep)
  • fluoxetin (Prozac, Sarafem)
  • imipramin (Tofranil)
  • nortriptylin (Aventyl, Pamelor)
  • paroxetin (Paxil, Pexeva)
  • sertralin (Zoloft)
  • venlafaxin (Effexor)

Antidepresanların yan etkileri ağırlık kazanımı ve azalmış libido (cinsel dürtü) dur.

Antikonvülzanlar: Antikonvülzanlar, epilepsi ve diğer koşulların neden olduğu nöbetleri önler. Beyindeki aşırı aktif sinirleri yatıştırarak migren semptomlarını hafifletirler.

  • Divalproex sodyum (Depakote, Depakote ER)
  • gabapentin (Neurontin)
  • levetiracetam (Keppra)
  • pregabalin (Lyrica)
  • tiagabin(Gabitril)
  • topiramat (Topamax)
  • valproate (Depakene)
  • zonisamide (Zonegran)

Antikonvülzanların yan etkileri şunlardır:

  • mide bulantısı
  • kusma
  • ishal
  • kilo artışı
  • uykusuzluk
  • baş dönmesi
  • bulanık görüş

Botulinum toksin tip A (Botoks): FDA, kronik migreni tedavi etmek için alın ya da boyun kaslarınıza Botox, Botulinum toksin A tipi enjeksiyonları onayladı. Bu ilaçlar genellikle, her üç ayda bir tekrarlanırlar ve maliyetli olabilirler.

Son Durum

Görüleceği üzere migren üzerine inşa edilen tüm ilaç ya da yöntemler sadece beynin kimyasallarının salınımına yönelik tedbirlerdir. Kullanılan ilaçlar sadece belli bir bölgede ki durumu düzeltmeye yönelik olsa da vücudun diğer bölgelerinde ki benzer mekanizmaları da alt-üst edeceği söz konusudur.

Bu tür durumlarda önemli olan vücudun biyolojik bütünlüğünü korumaktır. Biyolojik dengenin bozulduğu bir sistemde, bozulan durumun normalleştirilmesi söz konusu olmadıkça, yapılacak ilaç tipinde ki müdahaleler arzu edilen neticeyi vermeyebilecektir.

Sağlıklı beslenme ya da bugünün teknolojik beslenmesinde gerekli tüm eser elementlerin alınmadığı durumlarda, destekleyici beslenme Biyolojik bütünlüğün sağlanmasında önemli yer tutmaktadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir